solar modules

Yalnış Sütyen Göğüs Sarkıtabilir

Author: hakan  /  Category: Estetik

Yalnış Sütyen Göğüs Sarkıtabilir konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. Yalnış Sütyen Göğüs Sarkıtabilir hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Yalnızca sutyen takmanın göğüsleri uzun yıllar sarkmadan koruduğunu biliyor musunuz? Bunu ne yazık ki birçok kadın bilmiyor. Bu nedenle çoğu kez sutyen seçerken, ölçüsünden ziyade modeline dikkat ediyor ya da sıkıntı yarattığı için hiç sutyen takmıyor.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özhan Çelebiler, kadınların birçoğunun sutyen numaralarını bilmediklerini belirterek, şunları söylüyor: “Kadınlar, hayatlarında önemli bir yer tutan sutyenin ölçüsü hakkında bilgi sahibi değiller. Sutyenin kullanımı, 12-15 yaşından itibaren başlıyor.

Yanlış kullanım sonucu, 20′li, 25′li yaşlardan itibaren göğüste sarkıklıklar ve bozulmalar hızlanabiliyor. Bu tek başına bir neden değil, ama varolan sıkıntıyı artıran bir neden.”

ÖLÇÜYÜ DOĞRU ALIN
Sutyenle ilgili sıkıntıların daha çok büyük göğüslerde ortaya çıktığına dikkat çeken Doç. Dr. Çelebiler, “Kadınlar yanlış sutyen kullanmaya devam ettiği zaman, büyük göğse ek olarak, bir de sarkık göğüs sorunu ortaya çıkıyor” diyor.

Dr. Çelebiler, kadınların doğru sutyen numarasını nasıl tespit edebileceklerini ise şöyle anlatıyor: “Öncelikle göğüs kafesi çevresini hesap edecek. Ardından göğsün en şişkin bölgesinin uzunluğunu hesaplayacak.

Bu hesap, nefes alıp ve nefes verilerek yapılmalı. Bu ikisinin ortalaması alındıktan sonra, ölçümleri satıcıya söylecek. Satıcı bu ölçümler kapsamında kişiye uygun en doğru sutyeni saptayabilir.”

Yalnış Sütyen Göğüs Sarkıtabilir konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Göğüs Büyüten Sütyen Brava
  2. Yanlış Sütyen Kullanımı Göğüsü Bozabilir !
  3. Sarkık Kollar İçin Estetik Cerrahi

Kaynak:
Yalnış Sütyen Göğüs Sarkıtabilir yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Ömür Uzatan Gen

Author: hakan  /  Category: Estetik

Ömür Uzatan Gen konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. Ömür Uzatan Gen hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

ABD’nin California eyaleti San Diego kentindeki Salk Enstitüsü’nde çalışan bir grup bilimadamı, mikroskobik kurtçuklar üzerinde yaptıkları araştırmalarda, ilk kez ömrün uzamasında etkili olduğu sanılan bir gen belirlediler. Bilimadamlarına göre yaşam süresini uzatmanın bir yolu “hücre bazında insüline yönelik duyarlılığı azaltmak.”

Nitekim genleriyle oynanmış fareler üzerinde yapılan araştırmalarda bilim adamları, hayvanların ömrünü ikiye katlamayı başardı. Ancak aşırı büyüme ve üreme sorunları gibi yan etkiler, bu yöntemin insanlar için henüz güvenilir olmadığını ortaya koydu. Ömrü uzatmanın bir diğer yolu ise “normalden az gıda tüketmek.”

Araştırma sonucunu kaleme alan yazarlardan Hugo Aguilaniu, “Eğer bir hayvana, normal ihtiyacının yüzde 70’i kadar yem verirseniz, ömrü yüzde 20 ile 30 oranında uzuyor” diyor. Aguilaniu’ya göre sınırlı ve dengeli bir beslenmeyle insanın yaşam süresini 15-20 yıl kadar uzatmak mümkün.

Nature Dergisi’ne yayınlanan makaleye göre “C. elegans” diye adlandırılan kurtçuklara verilen genetik materyalle “PHA-4″ geninin devre dışı kalması sağlandı. Tıpkı bilimadamlarının varsaydığı gibi, genleri devre dışı bırakılan hayvanların düşük kalorili diyete karşılık verip zayıflamadıkları görüldü. Gen hızlandırıldığında ise hayvanların yüzde 20 ile 30 oranında daha fazla yaşadıkları tespit edildi.

Hürriyet

Ömür Uzatan Gen konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Boy Uzatan Ayakkabı
  2. Ömrü uzatan besinler
  3. Tuğrul Kihtir Röportaj

Kaynak:
Ömür Uzatan Gen yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Ne erkek Nede Kız

Author: hakan  /  Category: Estetik

Ne erkek Nede Kız konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. Ne erkek Nede Kız hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Türkiye’de doğum oranları her geçen gün azalıyor. Doğum oranları azalırken cinsiyet değişikliklerinde ise önemli farklar ortaya çıkıyor. Erkek çocuk doğumlarındaki oran azalırken, kız çocuklarının dünyaya gelme oranı ise artıyor. Erkek ve kız cinsiyetinde böyle bir tablo ortaya çıkarken, çok ilginç doğum vakaları da meydana geliyor. Ne erkek, ne kız olarak dünyaya gelen çocukların oranı ise son 5 yılda her yıl yüzde 100 artmış. Tıp bunun sebebini henüz çözemezken, din olayı yüzyıllar öncesinden hukuksal bir platforma oturtmuş durumda.

Çift cinsiyetliler artıyor

Halk arasında çift cinsiyet ya da yeni tabirle neo—cinsiyet olarak tanımlanan bu tür doğum vakaları tıp dünyasında hermaphrodite olarak isimlendiriliyor. Burada sözünü ettiğimiz, kişinin kendisini çift cinsiyetli olarak hissetmesi değil, iki cinse ait uzuvlarla doğması. Bu tip doğumlar Türkiye’de konunun uzmanlarını şaşırtıyor. Artışlar iki iken dört oluyor, ya da dört iken sekiz. Rakamlar küçük ama nadir görülen bu vakaların her yıl artması düşündürücü. Aslına bakılırsa bu artış Türkiye için çok büyük bir oranı teşkil ediyor. Çünkü, dünyada sadece her 20 bin doğumdan biri çift cinsiyetli olarak gerçekleşiyor. Türkiye’de bu konunun resmi olarak istatistiki verileri olmasa da, hastahaneler gizli kalmak kaydıyla bu doğum vakalarının çetelesini tutuyor. İstanbul Avrupa yakasında ismi bizde mahfuz bir hastahanede son beş yılda katlanarak çift cinsiyetli doğumlar meydana geldi. Birinci yılda iki vaka ile karşılaşan hastahane yetkilileri, beşinci yılda ise 10 vaka ile karşılaştı. Bir başka büyük hastahanede ise rakamlar daha da korkunç boyuta ulaşmış durumda. Bu hastahane beşinci yılında 14 çift cinsiyetli doğum vakası ile şaşkına döndü.

Dr. Kemal Çevik, çift cinsiyetli doğum vakalarının Türkiye’de yabana atılacak cinsten olmadığını vurguluyor. Çevik sadece konuya dikkat edilmesini istemiyor, bu konu üzerine çalışma yapacak bir birimin oluşturulması gerekteğinin de altını çiziyor. Çevik devamla şunları söylüyor: “Arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla bu vakalar her geçen gün artıyor. Ben de meslek hayatımda bu tür doğum vakaları ile karşılaştım. Eskiden bir vaka gerçekleştiğinde çok konuşulurdu. Ama şimdi normal karşılanıyor, genç doktorlar bile alıştılar. Bu artış hiç normal değil.”

Türkiye’de her geçen gün nüfus artıyor, bunun için çift cinsiyetli doğumların oranlarında bir artışın olması doğaldır görüşünü doktorlar kabul etmiyor. Eskiden mahalle ebelerinin yaptırdığı doğumlar şimdi hastahanelerde gerçekleşiyor, bu yüzden bu vakalar gizli kalıyordu yorumu da yine uzmanlar tarafından inandırıcı bulunmuyor. Dr. Yasemin Büyükbakan bu tarz yorumları kabul etmenin doğru olmayacağını vurguluyarak; “Bunlar gerekçe olarak ileri sürülebilir ama ne derece doğru olur bilinmez. Yalnız bu tür doğum vakaları her ne sebepten olursa olsun bir hastahaneye uğruyor. Yani yine gizli olmaktan çıkıyor. Eskiden nüfus azdı ama bu vakalar nüfusa göre nadir oluyordu. Şimdi ise neredeyse sıradanlaşmış durumda. Bu tür gerekçeler mantıklı değil. Bu olayı iyi değerlendirip etüd etmek lazım” diyor.

Akraba evlilikleri mi, hormonlar mı?

Çift cinsiyetlilerin sayısındaki artışın nedeni şimdilik meçhul. Ama uzmanlara göre kesin olan bir sebep var; akraba evlilikleri. Uzmanlar akraba evliliklerini gerekçe olarak gösteriyorlar ama net ve yegane sebep olarak kabul etmiyorlar. Yani bilim bu konuda henüz yeteri bilgiye sahip değil. Çift cinsiyetli vakaların artması değişen çevre şartlarına bağlandığı gibi; yenilen gıdalardan, radyasyon dalgalarına kadar birçok etken sebep olarak gösterilebilir görüşü ağırlık kazanıyor. Cep telefonları, televizyon, hamburger, yenilen domates bile bu konuda şüpheli birer etken olarak yorumlanıyor. Aslında çift cinsiyetli doğumların genetik sebebe bağlanması Türkiye’de pek geçerli gözükmüyor. Çünkü; Türkiye’de akraba evlilikleri her geçen yıl azalırken, veriler de tam tersi çift cinsiyetli doğumların arttığını belirtiyor. Ayrıca çift cinsiyetli doğumların doğu bölgelerine nazaran batı bölgelerinde daha çok olması bu tezi çürütüyor. Akraba evliliklerinin doğu bölgelerinde yaygın olduğu konusunda hemen hemen herkes hemfikir.

Sultan Hospital Hastahanesi Kadın—Doğum Uzmanı Dr. Esra Çebi, çift cinsiyetli doğumlarda tıp biliminin sadece genetik sebep konusunda bilgiye sahip olduğunu belirtiyor. Çebi, bu olayı sadece akraba evliliklerine bağlamanın da yanlış olduğunu vurgulayarak; “ Tıp sadece şu anda bu sebebi kısmen biliyor. Hormonlu yiyecekler, meyveler, sebzeler, televziyon, arabalar, cep telefonları, radyasyon yayan tüm aletler birer sebep olabilir. Ama bu konuda yüzde yüz kesin bir etken söylemek yanlış olur. Bu konun daha çok araştırılmaya ihtiyacı var. Bu bilgiler sebebi ortaya koyma açısından yetersiz” diyor.

Çocuğunu hastahanede bırakanlar var

Büyük hayallerle bir çocuk sahibi olmak için çaba sarf eden çiftler doğumlardan sonra çift cinsiyetle karşılaşınca şoka giriyor. Hatta bazı aileler böyle bir durumla karşılaştıklarında çocuklarını hastahanede bırakıp gidiyorlar. Psikolojik olarak bunalıma giren çiftler, ne kız ne erkek olan bebeklerinin öldürülmesini bile istiyorlar. Dr. Erdal Kesiç bu tür olaylarla zaman zaman karşılaştıklarını belirtiyor. Kesiç: “Ebeveynler çocuklarının böyle olduğunu duyunca hastahaneyi terk ediyorlar. Kaç defa gidip aileleri geri getirdik. Çocuklarını almak istemiyorlar. Bunu bir ayıp, bir yüz kızartıcı şuç gibi algılıyorlar. Halbuki bu tıbbi bir vaka. Biz bunu ailelere anlatamıyoruz” diyor.

Çift cinsiyetli çocukları olan Kodakoğlu ailesinin babası yaşadıklarını ve duygularını şöyle anlatıyor: “Böyle bir çocuğumuz olduğu için çok üzüldük. Özellikle eşim ilk başta bunu kabul etmekte çok zorlandı. Ama evladımızdı, Allah’ın verdiği bir can idi, yapacak bir şey yoktu. Canımız sıkıldı, psikolojik olarak olumsuz etkilendik; sonra buna alışmak zorunda kaldık. Bu sefer ailenin diğer fertlerine durumu anlatamadık. Konuyu açtığımızda ise bayağı garipsendi, toplum bu konuda çok katı. Olaya mantıklı bakmakta zorlanıyor. Çocuğum 4 yaşına geldiğinde ameliyat ettirdik ve şu anda çok güzel bir kıza sahibim. Geçmişte yaşadıklarımızı da unuttuk.”

Üniversiteler ameliyat ediyor

Çift cinsiyetli olarak doğan çocukların, daha sonra istedikleri bir cinsiyeti tercih etme hakları bulunuyor. Buna aileler ve konunun uzmanları karar veriyor. Yalnız Türkiye’de çift cinsiyetliler her yerde ameliyat edilemiyor. Sadece bazı büyük üniversitelerin tecrübeli doktorları bu cerrahi operasyonları gerçekleştirebiliyor. Çünkü, bu ameliyat kalp ameliyatı kadar hassasiyet, dikkat ve tecrübe gerektiriyor. Sadece üniversite hastahanelerinde yapılan bu tür ameliyatlarda yüklü bir parayı gözden çıkarmak şart. Estetik statüsünde yer alan operasyonun tamamlanması için en az 5 milyar liraya ihtiyaç var.

Dr. Esra Çebi, bu ameliyatlarda oldukça hassas olmak gerektiğini vurguluyor. Çebi: “Bu ameliyatlar sadece birkaç üniversite hastahanesinde gerçekleştiriliyor. Her doktor da bu ameliyatı gerçekleştiremez. Çünkü bu işi bilmek, yani tecrübe sahibi olmak gerekiyor. Yoksa yapılacak bir yanlış çocuğun geleceğini olumsuz yönde etkileyebilir. Bir damarı yanlış kesmek ya da bir organı keserken öteki organa zarar vermek gibi riskleri bulunuyor” diyor.

İş sadece cerrahi müdahale ile bitmiyor, bir de psikolojik olarak iyi etüd edilmesi gerekiyor. Çocuğun duygusal yönden hangi tarafa meyilli olduğu psikolojik olarak da önem taşıdığı için küçük çocukların erkek mi yoksa kız mı oldukları konusunda şaşırtıcı davranışlar sergiledikleri belirtiliyor. Psikolog Sevim Taş yapılacak yanlışlığın bir ömür problem olabileceğini belirterek: “Çocuk çok küçük yaşta yanlış eğilim sergileyebilir, aldatıcı davranışlarda bulunabilir. Bunun için çocuğun ameliyat yapılmadan önce belirli bir yaşa gelmesi ve davranışlarının netleşmesinin beklenmesi şart. Yoksa ince davranışta bulundu diye erkek organı kesmek içinden çıkılmaz bir durumu ortaya koyabilir” şeklinde konuyu yorumluyor.

Din hünsa diyor

Sözlükte kırılıp bükülmek manasına gelen kadınsı davranışlar gösteren erkek anlamında bir sıfat olan hünsa tabirini kullanan din, bu konumdaki insanların durumunu hukuksal platforma oturtmayı da ihmal etmemiş. İslami öğreti ve gelenekte, erkek ve kadın olarak her cinsin kendine has özelliklerinin korunması ve kendi yönünde geliştirilmesi esas alınmış, kişinin kadınlık veya erkeklik özelliklerini tam olarak taşıdığı halde karşı cinse benzeme özentisi içine girmesi kınanmış, cinsiyet farklılığını koruyucu ve sağlıklı bir cinsi gelişmeyi temin edici bir dizi tedbir alınmıştır. Bundan dolayı Hz. Peygamber (a), kadına benzemeye özenen erkeklere veya erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiş ve bu tipler için bazı yaptırımlar uygulamıştır. Ancak bu tür ruhi—ahlaki bozukluğun sözkonusu kişilere farklı dini ve hukuki hükümlerin uygulanmasını gerektirmeyeceği ve haklarında tabii cinsiyetleriyle ilgili hükümlerin geçerli olacağı açıktır. Buna karşılık bir kimsenin biyolojik olarak hem kadınlık hem de erkeklik özelliği taşıması veya cinsiyetinin belirsiz olması farklı bir durum olup çok ender rastlanan bu tür yapısal bozukluklar İslami gelenekte tabii karşılanmış ve tâbi olacağı dini ve hukuki hükmü belirleyebilmek için bazı kriterler kullanılması, bazı uyarımların yapılması yoluna gidilmiştir.

Peygamberimiz mirastaki pay alımını açıklarken idrarın geldiği organa göre hüküm verileceğini belirtiyor. Hünsanın halvet, dokunma ile abdest bozulması, ezan okuma, cenazeyi yıkama, cenazesinin yıkanması ve kefenlenmesi, imamet, cemaatle namaza iştirak konularında da benzeri bir ihtiyatın izlendiği görülür. Hünsanın erkeklere ve kendi durumunda olanlara imamlık yapmasının sahih olmayacağı konusunda ittifak vardır. Hac ve umrede ihram konusunda kadının hükümlerine tâbi olur. Şahitlik konusunda ise hünsa kadın gibi muamele görür. Gazeteci–Yazar Ahmet Şahin, hünsa konusunda dinin bütün durumları değerlendirdiğini belirterek: “Toplumun bu konuda yanlış yorumlar yapmaması gerekir. Biyolojik olarak dünyaya gelen insan Allah’ın yaratığıdır. Önemli olan yanlış yorumlanmaması” diyor.

Çift cinsiyet vakaları Türkiye’de her geçen gün artmaya devam ediyor. Genetik ya da başka bir sebepten meydana gelen bu tür doğumlar hem tıp dünyasını, hem de kamuoyunu şaşkına çeviriyor. Sebep ne olursa olsun yaşanılan bu vakalar birer mesaj içeriyor ve bu mesajın yabana atılmaması gerekiyor.

Aksiyon Dergisi – Email:hsoylemez@hotmail.com

Ne erkek Nede Kız konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Erkek Estetik Cerrahlar Erkek Estetiğinde Öncülük Ediyor
  2. Türk Erkek Amerikalı Erkekler
  3. Erkek Yüz Estetiği

Kaynak:
Ne erkek Nede Kız yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Hamilelik, Gebelik, Doğum, Sonrası Estetik

Author: hakan  /  Category: Estetik

Hamilelik, Gebelik, Doğum, Sonrası Estetik konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. Hamilelik, Gebelik, Doğum, Sonrası Estetik hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Hamile kalındığı döneminde istenmeyen kalıcı fiziksel değişimleri de beraberinde getirebiliyor.Bazen bacaklardaki varisler veya ciltteki çatlaklarla sınırlanan, bazen de göğüslerde küçülme veya kalçalarda genişleme gibi daha göze çarpan değişiklikleri yaşayan kadınlar estetik cerrahinin olanaklarından yararlanabiliyor. Kadınların bazıları bunu kabul etse de, büyük çoğunluğu değişikliklere fiziksel ve duygusal anlamda uyum göstermekte güçlük çekiyor.

Hamilelik ve emzirme sonrası sarkan memelere ne zaman müdahale edebiliyorsunuz?

Yaygın inanışın aksine göğüslerdeki doğumla ilgili değişikliklerin büyük çoğunluğu emzirmeden bağımsız olarak hamilelik sırasında gelişiyor. Doğum sonrası, emzirme olsun ya da olmasın, süt verme döneminin bitiminde meme bezleri eski haline dönecek şekilde geriliyor. Bu durum göğüslerde küçülmeye ve meme derisinde sarkmaya neden oluyor. Bu değişikliklerin, çeşitli plastik cerrahi teknikleriyle giderilmesi mümkün.

Gebelik ve süt verme döneminde meme bezlerinde meydana gelen hormonal değişikliklerin etkisi en az 1 yıl kadar sürer. Dolayısıyla süt verme döneminin bitimini takiben memelerin son şeklini alması için de belli bir süre beklemek gerekir. Bu dönemin sonlanmasını takiben cerrahi girişim gündeme gelebilir.

Ne yapıyorsunuz?

- Doğum sonrası meme hacmindeki kaybın yerine konması, protez yerleştirilmesi ameliyatı ile gerçekleştiriliyor. Kısa süreli sayılabilecek bu operasyonu takiben günlük hayata çabuk ve zahmetsiz bir şekilde dönmek mümkün.

- Meme dikleştirme ameliyatıyla sarkan deri fazlalıkları giderilip, meme daha dik bir konuma getirilirken aynı seansta uygulanacak bir protezle de arzu edilen hacim sağlanıyor.

- Hamilelik sırasında memelerdeki doğal hacim artışı bazı kadınlarda doğum sonrasında kalıcı olabiliyor. Böyle bir değişiklikten rahatsız olunduğu takdirde, küçültme ameliyatı öneriliyor. Bu işlemde tek fark deri fazlalığının yanı sıra, büyüyen meme dokusunun da bir miktar çıkartılarak daha küçük hacimli bir şekil verilmesi.

Hamilelikte alınan kilolar da sorun…

- Öncelikle gebelik sırasında rahmin büyümesi ile gelişen deri dokusundaki artış, doğum sonrasında istenildiği oranda geriye dönemiyor. Böylece bu bölgede sarkıklıklar oluşabiliyor. Sadece deride değil, yağ depolanması ile deri altı yağ dokusunda da bir artış oluyor.

Bunun yanı sıra karın duvarı kasları da hamilelikte zayıflıyor. Hatta yatkın kişilerde karın duvarında fıtıklaşmaya varan zayıflıklar gelişebiliyor. Tüm bunların tek bir plastik cerrahi ameliyatı ile giderilmesi mümkündür. Karın germe dediğimiz bu ameliyatta, bikini veya iç çamaşır çizgisi içerisinde kalacak bir iz yaratacak şekilde yapılan bir işlemle, hem bollaşan deri fazlalığı atılıyor hem de karın duvarı sıkılaştırılarak cilt altında şişkinliğe yol açan yağ dokusu çıkartılıyor.

- Hamilelik sonrası basen bölgesinde ve belde kalınlaşmalar da görülüyor. Egzersiz ve diyet işe yaramayabiliyor. Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde güvenli ve oldukça etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkan liposuctionla özellikle bu tür bölgesel deformitelerin giderilmesi mümkün.

Çatlakları nasıl hallediyorsunuz?

Hamilelik sırasında cildin dermis tabakasının, bölgenin genişleme hızına yetişememesi sonucu oluşan çatlaklar doğumla gelen kalıcı değişiklikler arasında yer alıyor. İlk altı ay bir sene süresince kırmızı- mor arası bir renkte olan bu çizgiler ilerleyen dönemlerde solabilir. Bu kalıcı izlerin giderilmesinde karın germe ameliyatı en kesin çözümü sağlar.

Hamilelik, Gebelik, Doğum, Sonrası Estetik konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Gebelik Sonrası iz ve deformasyonlar
  2. Evlilik Öncesi ve Hamilelik Sonrası Karın Germe
  3. Evlilik Öncesi ve Hamilelik Sonrası Karın Germe

Kaynak:
Hamilelik, Gebelik, Doğum, Sonrası Estetik yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Çene Cerrahisi

Author: hakan  /  Category: Estetik

Çene Cerrahisi konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. Çene Cerrahisi hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Çenedeki sorunlar genellikle çocukluk yaşlarındaki bir travmaya bağlıdır veya kalıtsaldır. Bozukluğun derecesine bağlı olmak üzere bazen çok büyük bir operasyon gerekirken bazen de dudak iç yüzünden yerleştirilen uygun bir protezle bu sorun çözümlenebilecektir.

Burun ameliyatı ile birlikte yapıldığında çok başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Ameliyat için çene gelişiminin tammalandığı 17-18 yaşlarına kadar beklenmelidir.

Operasyan yöntemleri
Bozukluğun şekline ve derecesine bağlı olmak üzere bazen büyük bir operasyon gerekirken baze de dudak iç yüzünden yerleştirilen uygun bir protezle bu sorun çözümlenebilecektir.

Genel ya da lokal anestezi uygulanabilir. Hastanede kalış süresi bir gün, ameliyat süresi 1-2 saattir.

Hastaların tereddütleri ve soruları
Soru: Burnumda eğrilik var, çenemle birlikte düzeltilebilir mi?
Cevap: Evet, çene ve burun görünüm olarak birbirini tamamlayan unsurlardır. Her ikisinin birlikte düzeltilmesi başarı oranını daha da artırır.

Soru: Ortodontik tedavi ile ameliyatsız düzeltme mümkün mü?
Cevap: Bu duruma ancak muayene ile karar verilebilir. Bazen sadece ameliyat yeterli olurken, bazen de ameliyatla birlikte tedavi gereklidir.
Çene kusuru olmayıp yalnızca dişleri ilgilendiren bir bozukluk varsa ortodonti yeterlidir.

Soru: Çene ekleminde ağrı ve çiğneme esnasında kıtırtı, mevcut çene ve diş yapısından kaynaklanabilir mi?
Cevap: Evet. Çiğneme fonksiyonu düzeltildiğinde eklem ve kulağa vuran ağrılar, kıtırtı sesi kaybolacaktır.

Çene Cerrahisi konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Yüz iskeleti cerrahisi
  2. Plastik Cerrahi ve El Cerrahisi
  3. Estetikte El Cerrahisi

Kaynak:
Çene Cerrahisi yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

İyi ve Sağlıklı Yaşlanmanın Sırları

Author: hakan  /  Category: Estetik

İyi ve Sağlıklı Yaşlanmanın Sırları konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. İyi ve Sağlıklı Yaşlanmanın Sırları hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Anti-aging’ciler öyle şeyler söylüyorlar ki yaşlanma tersine çevrilebilir ya da durdurulabilir mesajı ortaya çıkıyor. Oysa bu süreçle savaşmanın bir manası yok çünkü bu savaşta kazanan yok. Sonuçta yıllar geçecek ve doğa görevini yerine getirecek. Yaşlanmaya karşı olma yerine iyi bir şekilde yaşlanmaya konsantre olabilme önemli.” Bu sözler sağlık alanında geleneksel, bildiğimiz yöntemlerle alternatif yöntemleri harmanlamasıyla tanınan, kitapları dünya çapında “çok satan” Dr. Andrew Weil’e ait. Weil’in Time’a kapak olan son kitabı ise “Sağlıklı Yaşlanma: Fiziksel ve Ruhsal Sağlığınız İçin Bir Ömür Boyu Rehberiniz” (“Healthy Aging: A Lifelong Guide to Your Physical and Spiritual Well-Being”) başlığını taşıyor.”Sağlıklı Yaşlanma” adlı son kitabında ileri yaşlara en az hasar ve kayıpla ulaşma üzerine tavsiyeler veren tanınmış sağlık uzmanı Andrew Weil: “Önemli olan zamanın getirdiği değişiklere adapte olmamız. Yaşlanmayla savaşmak yerine iyi bir şekilde yaşlanmaya odaklanmamız gerekiyor”

Sağlıklı

Kendi de 63 yaşında
“Sağlıklı Yaşlanma” kitabının ilk bölümünde vücudun nasıl yaşlandığını, cinsiyetin, genlerin, çevrenin, yaşam tarzının bir kişinin yaşlanma sürecini nasıl etkilediğini anlatıyor Dr. Weil. İkinci bölümde ise bir insanın nasıl “zarafetle yaşlanacağını” açıklıyor. Diyetler, yeme alışkanlıkları hakkında bilgi veriyor. Çeşitli egzersizler, stres yönetimi öneriyor. Fiziksel ve duygusal olarak yapılması gerekenleri anlatıyor. Sağlıklı yaşlanmanın kişinin genetik yapısıyla ilgisi olduğu kadar yaşam tarzıyla ilgili olduğunu da söylüyor. Düzenli egzersiz, düzenli uyku, 15-20 dakikalık şekerlemelerin, kafayı boşaltmak için yapılacak meditasyonun ve sigaradan uzak durmanın bu süreçte çok etkili olacağını belirtiyor. Aslında Weil’in anlattıkları özellikle sağlık konularına düşkün, gazetelerde, dergilerde ve televizyonda çıkan benzeri haberleri kaçırmayanlar için bildik şeyler. “Ne kadar karbonhidrat, yağ, protein alacağız? Beyaz ekmeği ve donmuş yağı keseceğiz. Kuruyemiş, özellikle fıstık, fındık yemekte fayda var. İçkilerden kırmızı şarabı, çikolatalardan siyah çikolatayı, kahve yerine çayı tercih etmeliyiz” gibi… Ama 6 yaşında hissettiğini söyleyen Weil’in kendisi de 63 yaşında olduğu için tüm bu söyledikleri kendi hayatını da yakından ilgilendiriyor. Zaten kitaplarında “Hiçbir zaman anti-aging kozmetik ürünlerinden kullanmadım, estetik cerrahi ile ilgilenmedim” gibi kişisel hayatından, fikirlerinden de bahsettiği için okurlara samimi geliyor. Okur Weil’i bir yazardan çok aynı şeyleri yaşayan gerçek bir insan olarak görebiliyor.

Yaşlanmak da güzel
Andrew Weil de tabii ki bu yaşlanma sürecinin harika bir süreç olduğu kanısında değil. Eklem ağrıları, kronik rahatsızlıklar, tükenme, bunama ve bunlara karşı alınan ilaçların artması gibi durumlar göz önüne getirildiğinde Weil’e göre de yaşlanma “elbette zayıflık ve ıstırap getirebiliyor”. “Ama aynı zamanda derinlik ve tecrübe zenginliği, sükunet, bilgelik yani kendi güçlerini de yanında taşıyabilir” diyor doktor: “Önemli olan zamanın beraberinde getirdiği değişimlere adapte olmak, 20 yaşında başka 50 yaşında başka şekilde yaşayacağımızı bilmek. Böylece ileri yaşlara en az hasar ve kayıpla ulaşmak. Bu hayatı en mutlu ve iyi şekilde sürdürmek.”

Haftada iki kez balık yiyin ya da günde 1-2 gram balık yağı takviyesi alın

# Haftada en az iki kez balık yemenizde fayda var. Yiyemiyorsanız açığı günde 1-2 gram balık yağı alarak kapatabilirsiniz.
# Doktorunuza da danıştıktan sonra günde 1-2 tane bebek asprini alabilirsiniz.
# Çoğu diyette önerildiği gibi her gün 6-8 bardak su içmeye özen gösterin. Bu suyun da şişe su olmasını tercih edin. Klor ya da başka maddeler içeren musluk suyunu tercih etmeyin.
# Kahve yerine çay, mümkünse faydalı olan yeşil, kokulu siyah ya da beyaz çay için.
# Mutlaka alkol kullanacaksanız tercihiniz kırmızı şaraptan yana olsun.
# Çikolatasız duramıyorsanız tercihiniz az miktarda siyah çikolatadan yana olsun.

Sitesini ayda 2,5 milyon kişi ziyaret ediyor

Harvard Üniversitesi’nde botanik okuyan ve 15 yıl boyunca Harvard Botanik Müzesi’nde çalışan, araştırmalar yapan Andrew Weil 1972′den beri 10 kitap çıkardı. Bazı kitap kapaklarında ondan “Alternatif tıbbın gurusu”, “Sağlık ve şifa konusunda en yetenekli, en önemli liderlerden biri” diye bahsedildi. Bir ay içinde 2,5 milyon kez ziyaret edilen web sitesinde ise onun için “Amerika’nın en güvenilen tıp uzmanlarından” deniliyor. Weil’e göre “Tüm şifa verici, iyileştirici metotlar mutlaka test edilmeli. Ve evet, bilim, bildiğimiz tıp uygulamaları birçok hastalığa, rahatsızlığa karşı etkili olabilir. Ancak bunlar tabiatı, insan doğasını ve sağlık konularını anlamak için tek yöntem hatta en iyi yöntem değil.”

Time’a kapak oldu

Andrew Weil’in “hem fiziksel hem de ruhsal iyiliğe giden yolda rehberiniz” diye özetlediği son kitabı “Sağlıklı Yaşlanma” (solda) ekim ayında çıktı. Weil bu kitabıyla Time dergisine kapak oldu (altta). Time “Bu adam sizi sağlıklı yapabilir mi?” diye sordu.

Soya fasulyesinden protein; fındık, fıstıktan yağ alabilirsiniz
Andrew Weil yetişkinlerin günde ortalama olarak 2 bin-3 bin kalori alması gerektiğini söylüyor. Bunun yüzde 40-50’sinin karbonhidrat, yüzde 30′unun yağ ve 20-30′unun da protein kaynaklı besinlerden oluşmasını tavsiye ediyor.
# Yetişkin bir kadın günde 160-200 gram civarında karbonhidrat tüketmeli. Erkeklerde ise bu rakamlar 240-300′e çıkabilir. Ancak karbonhidrat tüketirken buğday unundan yapılmış ürünlerden, ekmekten vazgeçmeli, tahıl ürünleri, baklagiller ve yeşil yapraklı sebze ile makarnaya yönelmelisiniz.
# Eğer 2 bin kalori tüketiyorsanız bunun 67 gramı yağ olabilir. Tabii bu 67 gram için de kurallar söz konusu: Tereyağı, yağlı süt ürünleri, derisi soyulmamış tavuk ve yağlı etlerden kaçınmalı, margarini kesinlikle kullanmamalısınız. Zeytinyağı yemek pişirirken de tercih edilebilir. Ayrıca kuruyemiş, özellikle fındık, fıstık ve cevizin çok faydalı olduğunu bilmelisiniz. Ayrıca Omega-3 asitleri için de bol balık tüketebilirsiniz.
# Yine 2 bin kalorilik bir beslenme düzeninde 80-120 gramı da proteine ayırabilirsiniz. Proteini de hayvansal ürünler yerine sebzelerden, özellikle baklagillerden ve soya fasulyesinden alabilirsiniz. Yağlı balık ve yağı azaltılmış süt de önerilir.
# Meyve, sebze, baklagiller ve tahıl gevrekleri yiyerek günde ortalama 40 gram lifli gıda tüketmeniz faydalı.
# Her renk sebze ve meyve tüketimine önem vermeli, düzenli olarak turpgiller ve lahana yemeli, özellikle soya ürünlerini sofranızdan eksik etmemelisiniz.
# Günlük vitamin ve mineral ihtiyacınızı karşılamanın en iyi yolu taze gıda, özellikle sebze ve meyve tüketmekten geçer.

Milliyet

İyi ve Sağlıklı Yaşlanmanın Sırları konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Estetik, Plastik Cerrahi ve Sağlıklı Yaşlanma
  2. Estetik ve Sağlık için Yedi Öneri
  3. Diş Sağlığı ve Estetiği

Kaynak:
İyi ve Sağlıklı Yaşlanmanın Sırları yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Burun Estetiği ni Kim Yapmalı?

Author: hakan  /  Category: Estetik

Burun Estetiği ni Kim Yapmalı? konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. Burun Estetiği ni Kim Yapmalı? hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Estetik Cerrahlarmı yapmalı KBB uzmanlarımı?

Bir zamanlar sadece sahne sanatlarıyla uğraşanların lügatindeki ‘estetik yaptırmak’ artık günlük hayatımıza girdi. Ünlü-ünsüz, genç-yaşlı, kadın-erkek artık hiç kimse beğenmediği bir uzvunu değiştirmek ya da yaşlılık belirtilerini yok etmek için ameliyat masasına yatmaktan çekinmiyor. Türkiye’de en çok yapılan estetik operasyon ise hem kadın hem de erkeklerde burun estetiği. Burun konusunda talep bu kadar çok olunca bu ameliyatı kim yapar tartışması kaçınılmaz oldu. Burun estetiğini plastik cerrah mı, kulak burun boğaz (KBB) uzmanları mı yapacak? Her iki branşın da burun estetiği ameliyatı yapmasında yasal bir engel yok. Hekim camiasında sessiz sedasız yürütülen bu tartışma kongrelerde, derneklerde sürüyor. Biz de konuyu hekimlerin özelinden çıkarıp uzmanlarına sorduk. İşte KBB cephesinden KBB Uzmanı Baş Boyun Cerrahı Cem Altındağ’ın burun estetiğinde ideal uzman tarifi: ‘Burnun içini en iyi biz biliriz, bu nedenle burun estetiğini bizim yapmamız idealdir.’

Burun estetik ameliyatlarını plastik cerrahların yapmaması gibi bir iddianız yok ama dikkat çekici bir uyarınız var, ‘ya KBB konsültasyonu istenmeli ya da daha ideali KBB’ciler bu ameliyatı yapmalı’ neden?

Burnun kıkırdak ve cilt yapısındaki rahatsızlıklar, iç yapısıyla birlikte değerlendirilmelidir. O yüzden burun estetiği yaptırmak isteyen kişinin öncelikle KBB uzmanına başvurması ve orada bir muayeneden geçmesi idealdir. ‘Plastik cerrahlar yapmamalı’ demiyorum ve onları dışlamıyorum ama ilk tercih KBB uzmanı olmalı.

Dıştan görünen bir deformasyon varsa yani burun görünümü kişiye rahatsızlık veriyorsa içte de bir sorun mu aranmalı?

Çoğu zaman böyle olabilir. Plastik cerrahlar da ameliyat öncesinde bir KBB konsültasyonu isteyebilirler. Eğer plastik cerrah istemediyse hasta bir KBB’ciye gidip burun içi muayenesi yaptırabilir. Zaten yasal olarak burun estetiğini her iki uzman da yapabiliyor. Biz KBB uzmanları burun iç yapısına da çok önem verdiğimiz için, dış yapıda bir değişikliğe giderken burun içinde dikkat edilmesi gereken noktaları kaçırmayız. Doktor seçerken önemli olan hangi branştan olursa olsun mesleki deneyim ve yanı sıra tabii ki hastanın kendini güvende hissetmesidir.

Gözden kaçabileceğini iddia ettiğiniz şeyler nedir?

Burun içinde, sadece basit bir kemik eğriliğinden ziyade farklı burun etleri olabilir. Burunda hatta sünislerde iyi ya da kötü huylu burun tümörleri olabilir. Eğer endoskopik muayene göz ardı edilirse bunlar gözden kaçabilir. Bir KBB uzmanı endoskopik muayene yapmadan estetik operasyon için acele etmez.

Bahsettiğiniz tümör gibi bir oluşum ya da benzeri bir şey kişiye hiç belirti vermeden burun içinde duruyor olabilir mi?

Nadiren şikayet vermeyebilir. Zaman zaman tıkanıklık ve kanama belirtisi verir ama hafife alınıyor olabilir. Hapşırma, göz yaşarması gibi alerjik şikayetleri olan bir hastada özellikle üst bölgede burun polipleri olabilir. Küçük ve daha yukarıdaki bir burun eti ancak endoskopik muayenede belli olur. Her KBB uzmanının elinde olan teleskopik kameralı sistemle en ayrıntılı şekilde burun içinden bu bilgileri alabiliriz. Belli bir yaşın üzerindeki hastalarda kötü huylu tümörlerle karşılaşma riski var. Özellikle 50 yaş üstü ki onlardan çok sayıda estetik talebi var son yıllarda. Bu yaş grubunda özellikle burun içi muayenesi çok daha önemli bir hale geliyor.

Bahsettiğiniz tümör ve et gibi oluşumları plastik cerrah görüp müdahale edemez mi?

Ancak daha önce burun muayenesi yapılırsa görülebilir. Çünkü çalıştığı yer tümöral bölge olmayacaktır.

Son yıllarda burun estetiğine artan bir ilgi var, bunu yaptıran kişilerin de çok sık kullandığı bir gerekçe deviasyonu olması. Deviasyon bir hastalık mı, estetik için bir bahane mi?

Burun dışında veya içerideki basit ya da ileri derecede kemik ya da kıkırdak eğriliklerine deviasyon denir. Deviasyon operasyonları KBB’cilerin rutin işi. Son yıllarda deviasyonla birlikte dış görünüm değişikliği isteği geldiği için yoğun olarak yapılıyor. Hastalar artık daha cesur, burun tıkanıklığıyla birlikte estetik talebini de gündeme getiriyor ve bu hastalar daha çok bizi tercih ediyor.

Burun ameliyatlarında komplikasyon riski yüksek mi? Ne tür komplikasyonlarla karşılaşılabilir?

Tıbbın her dalında, istenmeyen sonuçlar olabilir. Burun ameliyatlarında bu yüzde 10-15 civarında. İkinci ameliyatla düzeltme şansı var. Tabii ki revizyon cerrahi daha zor, iyileşme dönemi daha uzun. Çok kötü bir burnu tek operasyonla mükemmel hale getiremeyiz. Burun estetiği sonrası gelişebilecek önemli komplikasyonlardan biri olan burun piramidinin içeri alınmasına bağlı burun tıkanıklığı. Burun sırtı ve burun ucunda istenmeyen eğrilik ve şişlikler olabilir.

Beyin cerrahı da saç eksin! – Dr. Fatih Kabakaş

Estetik burun ameliyatları yüz ve burun estetiği temel prensiplerini bilen, burun ve burun boşluğu anatomisi ve fizyolojisine hakim cerrahlar tarafından yapılmalı. Dünyada da bizde de genel uygulama; burun boşluğu ile ilgili rahatsızlıklarla KBB uzmanları ilgilenirken, burun estetik girişimlerini ise çoğunlukla plastik cerrahlar tarafından yapılması yönünde. Bununla birlikte birçok plastik cerrah burun boşluğu yapı bozukluklarının düzeltilmesi konusunda bilgi ve tecrübe sahibi, bazı KBB uzmanları da burun estetiği konusunda kendini geliştirmiş. Son yıllarda estetik cerrahiye artan medya ve halk ilgisi nedeniyle KBB uzmanlarının da bu konuda kendilerini geliştirmeye çalışmaları doğal. Bir KBB hastalıkları uzmanının ‘Burun içerisinin hastalıkları ile biz daha çok ilgileniyoruz dolayısıyla estetik burun ameliyatlarını da biz yapmalıyız’ demesi, bir beyin cerrahının ‘Kafatasının içini biz daha iyi biliriz dolayısı ile kellik tedavisi ve saç ekimini bundan sonra sadece biz yapacağız’ demesi kadar gülünçtür.

Plastik cerrahlar, sağlam dokularla uğraşır – Prof. Dr. Ege Özgentaş

Halk arasında yanlış bir kanı var; insanlar bazı branşların isimlerine aldanarak, o bölgenin her ameliyatının bu branş tarafından yapılacağını düşünürler. KBB uzmanı denilince, burun ve boğazdaki her türlü hastalığın tedavisini yapacakmış gibi düşünülür. Oysa boğazın dışında yer almasına rağmen tiroid ve guatr’ı KBB tedavi etmez. Bu hastalıkların tedavisi genel cerrahın alanına girer. Her ne kadar KBB, adında da belirtildiği gibi burun hastalıkları ile uğraşıyorsa da estetik cerrahi farklı bir yaklaşımdır ve burun estetiğinin plastik cerrahlar tarafından yapılması daha doğrudur.

Aynı durum, meme estetiği içinde geçerlidir. Memedeki tümörlerin tedavisini genel cerrahi yaparken, meme estetiğini plastik cerrah yapar. Burun hastalıkları ile burnun estetik görünümü farklı olaylardır. KBB uzmanı, tıkalı bir burnu açarak, hastanın nefes almasını sağlayabilir. Bu konuda deneyim sahibi olmak, buruna yüz kontürüne uygun şekil vermek yani burun estetiği alanında uzmanlaşmak anlamına gelmez. Çünkü KBB de dahil olmak üzere birçok hekim, hasta dokularla uğraştığı halde, estetik ve plastik cerrahlar, sağlam dokularla uğraşır. Bu nedenle, sağlıklı bir insanın, yanlışlık veya beceriksizlikle sakat hale getirilme riskinin ne demek olduğunu diğer hekimlerden çok daha iyi biliyoruz.

Ameliyatı iyi bilen doktor yapsın – Dr. Oytun İdil

Burun estetiğini biz de yapıyoruz, KBB uzmanları da. Burun estetiğinde iki nokta önemli: Bir görünüş, iki nefes alma rahatlığı. Size branşımızın tam adının ‘plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi’ olduğunu hatırlatmak isterim. Kısaca plastik cerrahi adı verilen branşımızda, asıl olarak dokuların görünüşünü iyileştirmeye (plastik, estetik) ve fonksiyonel (rekonstrüksiyon, onarım) olarak daha iyi hale getirmeye çalışıyoruz. Bu iki konuya eşit derecede önem veriyoruz ki zaten bu bizim olağan işimiz. Aslında, bu ameliyatı iyi bilen herkes yapsın, bilmeyenler yapmasın. Sonuçta toplum sağlığı önemli. Bu ameliyatı çok iyi yapan KBB uzmanları da var ama 40 yaşından sonra ilk kez rinoplasti yapan ve berbat sonuçları olan KBB uzmanları da gördüm, onlar yapmasın.

Plastik cerrah burna hakimdir – Dr. Aslı Berker

Söz konusu estetik yaklaşımsa kesinlikle plastik cerrahi uzmanı tarafından yapılmalıdır. Bilinçli bir plastik cerrah sadece burnun dış görünüşüyle ilgili değil, burunla ilgili tüm havayolları derinliğine anatomik ve girişimsel açıdan hakimdir. Kraniofasial cerrahi (yüz ve kafatası) plastik cerrahinin bir alt grubudur ve sadece burun içi tümöral girişimleri değil tüm yüzdeki tümöral ve patolojik durumları hem tanı hem de rekonstrüksiyonunu yani tedavisini kapsar. Sonuç olarak bu tür vakalarda plastik cerrahlar hastaların ilk seçimi olmalıdır.

Şüphelendiğimizde konsültasyon isteriz – Dr. Meryem Gülümser

Burun ameliyatlarını bir bütün olarak düşünmek lazım. Zaten hastalarımızın yüzde 80′ininde deviasyon sorunu da var ikisini aynı anda plastik cerrahın yapması taraftarıyım. Burun içini zaten biz de muayene ediyoruz. Burnun çok arka planda bir sorun varsa hasta da bundan yakınıyorsa KBB konsültasyonu istenir. Boğaz ve genizde bir tümör oluşumu varsa mutlaka belirti verecektir. Zaten boğaz ve geniz KBB’nin alanı, deviasyon da doğal olarak onların alanı. İyi bir plastik cerrah deviasyon sorununu rahatlıkla giderecek kapasitededir. Estetik amaçlı başvuran insanların çoğu genç insanlar, bu tümör tarzı oluşumlar ileri yaşların problemidir ki bir şüphemiz olursa tabii ki konsültasyon isteriz.

GÜLAY ALTAN – AKŞAM GAZETESİ

Burun Estetiği ni Kim Yapmalı? konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Burun Estetiği Fotoğrafları Resimleri ve Fiyatları
  2. Estetik Burun da Tıkanıklık Problemi
  3. Güzel Burun Estetiği Farkedilmeyen Olanıdır.

Kaynak:
Burun Estetiği ni Kim Yapmalı? yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Vajina Estetik Operasyonları

Author: hakan  /  Category: Estetik

Vajina Estetik Operasyonları konusunda yazılmış makaleyi aşağıda okuyabilirsiniz. Vajina Estetik Operasyonları hakkında yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Gün geçmiyor ki bilim ve tıp dünyası yeni bir gelişmeye sahne olmasın.Belçika’da bir hastanenin bünyesinde açılan vajina estetik kliniği, Avrupa’nın dört bir yanından gelen hastaları sayesinde dolup taşıyor. Kurucu doktorlarının ‘vajinal tadilat’ olarak tanımladığı merkezin çok sayıda Türk müşterisi de var.Belçika’da açılan vajina estetik polikliniği, bir ilk olma özelliğiyle Avrupa’da son günlerde büyük ilgi görüyor.

Belçika’nın tanınmış doktorlarından Jeff Hoeyberghs’in Hindistan Asıllı meslektaşı Rock Goerdin ile birlikte açtığı vajina kliniğine, Avrupa’nın dört bir yanından müşteri geliyor. Özellikle evli kadınlar tarafından büyük ilgi gören merkezde, bir anlamda ‘vajinal tadilat’ yapılıyor.

Brüksel’in 80 km. doğusundaki Genk kentinde Özel Wellness Hastanesi bünyesinde kurulan klinikte, estetiğin maliyeti 7 bin Euro’ya kadar çıkıyor. Wellness Hastanesi Başhekimi Dr. Jeff Hoeyberghs, son yıllarda insanların önceliklerinin değiştiğini belirterek şöyle konuştu: “Eskiden vajina saklı gizli bir yerdi. Kalça arasında kaybolan bir yer! Artık vücudun en merkezi yeri.

Dolayısıyla kadınlar da bedenlerinin en merkezi yeri olan vajinalarına önem veriyor. Medyanın gücünün bu kadar arttığı bir dünyada bu kaçınılmaz bir sonuç. İnsanlar televizyonlarda sürekli mankenleri görüyor ve onlarla kendilerini kıyaslıyor. Avrupa’da refah düzeyi de arttığı için insanlar kolaylıkla para verip estetik yaptırıyor. 20 yıl önce 5 bin Euro bir kişinin 6 aylık kazancıydı. Şimdi bu parayı 2 ayda kazanıyorlar. ABD’den sonra, Avrupa’da da bu pazarda boşluk olduğunu gördük.

Taleplere cevap vermek için ABD’de eğitimini tamamlayan meslektaşım Rock Goerdin ile Vajina Kliniği’ni açtık. Daha yeni olmamıza rağmen haftada 2 kişiye vajinal estetik yapıyoruz.” Sağlıkta temizlik ve hijyenin önemini vurgulayan Başhekim Dr. Jeff Hoeyberghs ve Dr. Rock Goerdin, 5 yıldızlı otel statüsünde hizmet verdiklerini belirterek ISO 9001 ve ISO 14001 kalite belgesine sahip olduklarını söyledi.

YILDÖNÜMÜ HEDİYESİ
Eşlerine doğum günü veya evlilik yıldönümü hediyesi vermek ya da sürpriz yapmak isteyen bayanların vajinal estetik yaptırdıklarını belirten Dr. Rock Goerdin, hasta-müşteri profillerinin en az iki çocuk sahibi; gelir düzeyi ortalamanın biraz üzerinde kişilerden oluştuğunu ifade ediyor.

Türk kadınlarının dış görünümlerine ve estetiklerine büyük önem verdiğini ifade eden Dr. Jeff Hoeyberghs, Wellness Hastanesi’ne estetik yaptırmak için çok sayıda Türk hastanın da geldiğini söylüyor: “Hollanda’da yaşayan 23 yaşında bir Türk kadına, araba ehliyeti almaya hak kazandığı için kocası göğüs estetiği hediye etti. Vajina estetiği yaptırmak için bazı Türk hastalarım da sırada bekliyor.”

Sabah

Vajina Estetik Operasyonları konusu ile ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı ve düşüncelerinizi aşağıda paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Vajina Daraltma Vajina Estetiği
  2. Vajina Estetiği Videosu
  3. Vajina estetiği riskli midir?

Kaynak:
Vajina Estetik Operasyonları yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Ankilozan spondilit

Author: hakan  /  Category: Estetik

Ankilozan spondilit konusunda bilgilere bu yazida ulasabilirsiniz. Ankilozan spondilit resimleri, Ankilozan spondilit fiyatları, Ankilozan spondilit çeşitleri, Ankilozan spondilit hakkında bilgi içermektedir.

Ankilozan spondilit

Tanım:
Ankilozan spondilit, omurga ve leğen kemiğindeki eklemleri tutan, özellikle bel bölgesinde hareket kısıtlılığı yapan, kronik bir romatizmal hastalıktır.

Omurganın hareketini sağlayan eklem ve bağlarda gelişen iltihap sonucunda, eklem ya da kemikler hareketlerini yitirecek şekilde birbirleri ile kaynaşabilir. Omurga dışında kalça, diz ve ayak eklemlerinde de iltihaplanma görülebileceği gibi az sayıda hastada çeşitli organ bulguları gözlenebilir. Hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ciddi tutulumu olan hastalarda omurganın hareketlerini tamamen kısıtlayabilir.

Omurgayı etkileyen romatizmalar spondiloartritler olarak isimlendirilmektedir. Ankilozan spondilit dışında, sedef hastalığının, iltihabi barsak hastalıklarının ve Reiter sendromunun da omurgada iltihaplanma yapabildiği bilinmektedir. Ankilozan spondilit erkeklerde kadınlardan 2-3 kat daha sık görülür ve genellikle erken yaşlarda başlar.

Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Hastalığın nedenleri arasında kalıtımsal faktörlerin önemli bir yeri vardır. Belirli bir doku grubunu (HLA-B27) taşıyanlarda bu hastalığın gelişme riski belirgin olarak artmaktadır. Yine de HLA-B27 doku grubunu taşıyan herkesde hastalık gelişecek diye bir kural yoktur. Kalıtımsal nedenler dışında başta mikroplar olmak üzere çeşitli çevresel faktörlerin de hastalığın gelişimine katkısının olduğu düşünülmektedir.

Ankilozan spondilitin tanısı bel bölgesinde genellikle 3 aydan daha uzun süren ağrı ve hareket kısıtlanması her zaman ankilozan spondiliti akla getirmelidir. Bel ağrısı özellikle istirahat döneminde belirgindir. Hasta gece ya da sabah ağrı ve hareket kısıtlılığı ile uyanabilir ve hareketle bel ağrısı ve tutukluluk azalır. Çoğu hastada belirtiler, omurganın bel bölgesinde başlamakla beraber bazı hastalarda sırt ve boyun ağrıları da gözlenebilir. Bazen de kaburgaları omurgalara ve göğüs kafesine bağlayan eklemlerde tutulum olabilir. Bu durumda hastada nefes alırken göğüs kafesinin genişlemesinde azalma gözlenebilir. Ayrıca omuz, kalça ve ayak eklemlerinde de tutulum görülebilir. Çoğu hastada topuklarda ağrı ve sert yüzeye basamama gibi yakınmalar olabilir. Bazı hastalarda genellikle tek gözde tekrarlayan iltihaplanmalar gözlenebilir. Gözde kızarıklık ve ışıktan rahatsız olma ve bulanık görmeye yol açabilen bu rahatsızlığa “ön üveit” ismi verilmektedir. Sistemik bir hastalık olduğundan aktif dönemde ateş, iştah azalması ve yorgunluk da görülebilir. Ankilozan spondilit kadınlarda genellikle daha hafif ve farklı seyredebilir. Laboratuvar testlerinde sedimentasyon hızı yüksek olabilir, kansızlık saptanabilir ve HLA-B27 (+) bulunabilir. Omurga ve leğen kemiğinin röntgen filmlerinin çekilmesi de tanıda çok yardımcı ve genellikle yeterli olmaktadır. Ankilozan Spondilit Nasıl Tedavi Edilir?
Erken tanı ve tedavi, ağrı ve eklem ve bağların birbiriyle kaynaşması sonucunda gelişen hareket kısıtlılığının önlenmesinde önemlidir. Ağrıyı ve hareket tutukluğunu azaltmak amacıyla steroid olmayan antiromatizmal ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığı ağır seyredenlerde ve omurga dışı eklem iltihabı olanlarda sulfasalazin ve metotreksat gibi ilaçların olumlu etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Egzersiz, hastalığın en önemli tedavi yöntemlerinden birisini oluşturmaktadır. Eklemlere yönelik yapılan egzersizler, bu eklemlerin normal hareketini ve esnekliğini korumada yardımcıdır. Solunum egzersizleri akciğer kapasitesini korur. Uygun yatma ve yürüme pozisyonları, karın ve sırt egzersizleri normal duruş şeklini korumada etkilidir. Yüzme ankilozan spondilit için en yararlı egzersiz şeklidir. Egzersiz programının ana amacı, devam eden iltihabın önlenmesinden çok, hareket kısıtlılığının ve vücut duruş bozukluklarının engellenebilmesidir. Özellikle kalça eklemindeki iltihaplanmaya bağlı ciddi hareket kısıtlılıklarında bu eklemin protez ile değiştirilmesini sağlayan cerrahi girişimler çok yararlı olmaktadır. Hastalığın sürekli olduğu unutulmamalı ve tedavinin etkinliği düzenli kontrollerle izlenmelidir.

Benzer yazılar:

  1. Çene Ağrısına Botox
  2. Migren belirtileri, çeşitleri ve tedavisi

Kaynak:
Ankilozan spondilit yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.

Hastalık belirtileri

Author: hakan  /  Category: Estetik

Hastalık belirtileri konusunda bilgilere bu yazida ulasabilirsiniz. Hastalık belirtileri resimleri, Hastalık belirtileri fiyatları, Hastalık belirtileri çeşitleri, Hastalık belirtileri hakkında bilgi içermektedir.

sağlık sorunları
O kadar çok hastalık ve belirtisi var ki artık insan hangi hastalığa yakalandığını anlamaya zorlanır oldu. Burun akıntısı başlıyor ancak bir bakıyorsunuz grip ya da nezle değilsiniz, bu bir çölyak belirtisi. Bu yüzden uzman doktor görüşleri hastalıklarınızda her zaman belirleyici olacaktır. Sağlık sorunları öncelikle kendini ağrı ya da belirtilerle gösterir. Zaten göstermeseydi insanın bağışıklık sistemi bir anda gelen hastalık acısıyla çöker ve sonucu çok daha kötü olurdu. Bu hastalık belirtilerini görmeye başladıktan sonra doktorunuza giderek gerekli önlemleri alabilirsiniz. Ancak yine de önemli olmayan ya da tedavisi çok zor olan hastalıklar da yok değil. Örneğin cilt bakımı konusunda dikkatli olmazsanız egzama gibi bir hastalıkla karşılaşabilirsiniz ki bunun tedavisi çok da mümkün değil. En azından günümüz şartlarında verilen kremler etkili olmuyor ancak ileride ne olacağını tabi ki kestiremeyiz. Ahmet Maranki’nin şifalı bitkileri bazı hastalıklar için gerçekten de bitkisel olarak etkili oluyor ancak o da bir yere kadar. O yüzden en baştan önleminizi almanızda fayda var yoksa hastalıklar sonucunda ölüm bile kapınızı çalabilir. Kanser belirtileri ve kanser tedavisi için az sonra sizlere bir site önereceğiz. O sitedeki bilgilerle en azından en kısa zamanda teşhis koyarak hasarı azaltabilirsiniz.

Gelelim yüzyılın en çok rastlanan hastalıklarından biri olan kıl kurduna… Kıl kurdu için birçok tedavi yöntemi mevcut ancak en etkili yöntem için mutlaka öncelikle doktorunuza başvurmanızı öneririz. İnternette de bu konuda çeşitli kaynaklar var. Kıl kurdu tedavisi ile ilgili güzel bir makale ve hastalıktan muzdarip diğer insanların görüş ve yorumları için http://www.saglik-sorunlari.net sitesini kullanabilirsiniz. Bu sitede sadece kıl kurdu tedavisi değil birçok hastalığın tedavisini ve ilaç yan etkilerini bulabilir, Ahmet Maranki‘nin şifalı bitkiler kitabından alıntıları okuyabilir, sağlık sorunlarını geç olmadan çözebilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Migren belirtileri, çeşitleri ve tedavisi
  2. Domuz gribinin belirtileri
  3. Cilt Lekeleri Vitiligo ve Malign Melanoma Belirtileri

Kaynak:
Hastalık belirtileri yazisi estetik cerrahi sitesinden alinmistir.